Türkiye’nin Dehlizleri

Binali:  “Vallaha sataram köyü ha!”

“Ülke bölünür ha!” dedi,  ulaştırma bakanıyken “Bu bilişim… Fazla kafa yorarsan sıyırırsın” diyen 1000ali bey. Şener Şen’in repliğinde köy halkını tehdiden köy ağasının kullandığı bir cümle idi hatırlarsanız…

Tarık Akan gibi bir sanatçıya ölümünden sonra bile etmedikleri şerefsizliği bırakmayan trollerin kuyruk acısı, bu “sanatçıların” yobazlara karşı ne pahasına olursa olsun (sürgün, hapis vs.) sözlerini sakınmamalarından gelir. Öyle üç-beş göt kılından korkacak adam değildir Tuncel Kurtizler…

Kilometrekare başına ortalama 25 (intelligence quotient) IQ düşen memlekette şey tipi başkanlık  (şey diyorum henüz ne tipi başkanlık bir belirlememişlermiş) için kamuoyu yaratmak içinmiş.

Felaket tellallığı yapmak gibi olmasın bu daha başlangıç…

Doğup büyüdüğümüz, ikliminde sulandığımız, kültüründe harmanlandığımız güzelim memleketi, trolleriyle birlikte sıçıp sıvadılar. “Kandırılan devlet” olur mu lan? diye kimse sormuyor arkadaş… Peşkeş çektik, bölüşemeyince maraz çıktı mı diyeceklerdi? (Hoş deseler de bi bok değişmezdi ya neyse)

Bu devran hep böyle…

Yok abi en iyi özet şu; “Bugün çok kötü ama hiç olmasa yarından iyidir…”

Seçim Demişken…

7 Haziran sonrası hemen erken seçim isteyen ileri derece prematür ejakülasyon (erken boşalma sorunu) olan şahıs bu sefer başkanlık olsun seçim diyerek hiperseksüalite düzeyini yüksekliğini kanıtlamıştır. (Tuğrul Türkeş’i kıskandı zahar!)

Önümüzdeki ay bize bol bol “tartışma” programları getirecek. ( Tartışma derken yanlış anlaşılmasın, empoze) Arab yarımadasından gelen kezzap olsun, şehit haberleri olsun ülkemizi yine “Allah’ın bir lütfu bu felaketler” repliği ile baş başa bırakırken ABD başta olmak üzere diğer ülkelerin vatandaşlarını “ölürsünüz fazla dolaşmayın Türkiye’de” uyarılarıyla gündemimize adeta damga vuracak. (İnceleme fırsatınız varsa bakın derim. İki güne bir güvenlik uyarısı yayınlanıyor zaten)

Ama yooook  başkanlık aşağı, türk tipi yukarı. Olmadı reis tipi başkanlık. 3-4 tane kolpa araştırma şirketi yapıştıracak hemen. Reise destek %87 civarında bla bla bla.

Bir parantez “götünün kılıyım” diyen kadın için…

Bu kansızların nasıl olur da yanındasın, yanındasınız? Sen hiç “medeni kanun, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi” gibi bir şey duymadın lan!?

Adam madam diyor. Çocuksuz kadın yarım bilmem ne… İnsanlığınızdan da mı utanmıyorsunuz?

ABD’de seçim…

Bizim de yakın geçmişimizde benzeri yaşanan (şu sıralar kimsenin gözü yemiyor karşı karşıya gelmeye) “Presidential Debate” oturumları sona erdi. 8 Kasım’da gerçekleşecek seçim için geri sayım başladı.

Bulunduğumuz muhitte oy pusulaları evlere 3-4 hafta önce dağıtıldı. Komik mi? Evet. Biz seçime gittiğimizde adını duymadığımız bi’ ton adam duyuyoruz ya, ha, o yok işte.

Elimize gelen pusulada oyumuzu kullanıp posta ile gönderiyoruz. Ahanda zarf…

Yok ben gidip seçim günü oy kullanacağım diyorsanız Image Cast Evolution dedikleri makinede seçiminizi birinci elden sisteme yüklüyorsunuz. Kalifornia’da seçime giderseniz kimlik götürmeniz şartı yok. Listede adınız yoksa bile oy verme hakkına sahipsiniz. Cart diye çıkarıp bir faturanızı bile gösterirseniz oy kullanırsınız.

Ahanda imagecast…

sistemi derinlemesine araştırmak isteyenler için kaynak: http://www.sos.ca.gov/elections

Bizde olsa diye nasıl olur ben de kafa yordum ama olmaz işte. Gözümün önünde sandık görevlisini döve döve polisin sandık çaldığına şahit olmuşum ben..

Ha boru değil baba, süper güç! dedikleri ülkenin başkanlık seçimi. Hilary bacı email kriziyle boğuşuyor ( Dışişleri bakanı olarak görev yaptığı dönemde bakanlığın resmi e-posta adresi yerine kişisel hesabını kullanması) Trump hakkında önce neleri söylesem acep 🙂 Değişik. Adam Hilary konuşurken televizyonda “edepsiz kadın” dedi ya la aklımda en çok o kaldı. Sanırım Trump vergi ödemiyor filan diyordu o sıra. Neyse.

Tahminler Hilary’nin kazanacağı yönünde ama Trump kazanırsa şaşırmam. Trump Tower’ mıydı o Mecidiyeköy’deki? hani şu CIA’in ofisi var diyorlardı orada bilmem kaçıncı katta! Neyse.. Trump pek sevilmiyor ama ABD halkının %60’ı Hilary’den nefret ediyor. Siz hesaplayın gari gerisini. Konuştuğum amerikalılar parti delegelerine kızgın. Bula bula bunları mı Abd başkanlığına layık gördüler diye tepkililer. Neredeyse konuştuğum herkes bağımsızlardan yana oy kullanacağını söylüyor.

Muhalif sesler korosu…

Birkaç yazar dışında köşe yazarı okumayı bıraktım. Hele önceleri takip ettiğim gazetelerde öyle evrimler yaşanıyor ki, “hoşt lan bunlar da mı?” demeden edemiyorum.

Sözcü gazetesinde Rahmi Turan denen bir yazar beni benden aldı. Sonra dedim ki hay senin gibi…

Avrupalı olmak bizim neyimize diye bir yazı yazmış. Milli eğitimden başlamış konu sakala gelmiş. Neymiş sakal bakteri yuvasıymış. Gençler arasında modaymış. Görüntü kirliliğiymiş…

Baba sizin gazete fikir özgürlüğü, yaşam alanına müdahale edilemez falan filan demiyor muydu? Ne ara sakal uzatan gençlere geldi konu? Magazin dergileri için (nefret ediyorum lan magazine dergi demek zaten! Neyse..) Gzone dergisine bir özgeçmiş salla derim. Boşuna demiyor Yılmaz Özdil, “Sözcü bile böyle yayın yaptıktan sonra..”

Yazı aşağıdaki linkte.

http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/rahmi-turan/avrupali-olmak-bizim-neyimize-1410995/

Bu saatten sonra 17-25 aralık yolsuzluğu telafuz edilmeyecekse, diktatör denmeyecekse diktatöre, gezi direnişinin, Berkin’in, Ali ismail’in adı anılmayacaksa , reza sarraf’ın rüşvetleri konuşulmayacaksa Tecavüzcü ensar atılmayacaksa manşetlere , s…yim öyle basını…

Mürekkebini saraydan doldurdukları kalemlerle memleketin kaderini çizecekler ve siz sustukça sıra bize de gelecek.

görselim için teşekkürler Feridun Demir.

Bi' yorum yaz:

(E-posta adresin yayınlanmaz.)

Site Footer